"Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir"
• 26/6/2009 - Müsadenizle...
Yatsı ezanına birkaç dakika vardı. Camiye gitmek üzere son hazırlıklarımı yapıyordum. O sırada kapının zili çaldı. Kapıyı açtım. Karşımda uzun zamandır görmediğim bir dostum. Beni ziyarete gelmiş. Selamlaşıp kucaklaştık. Buyur ettim. Çay eşliğinde uzun bir sohbet için salona geçtik. Muhabbet gerçekten koyu idi. Nasıl geçtiğini anlayamadığımız üç koca saatin ardından misafirim geç oldu bana müsad diyerek noktayı koydu ve kalktı. Sokağın başına kadar eşlik etme teklifime memnun olurum cevabını verdi. Birlikte çıktık. Sokağın başına vardığımızda Şimdi ayrılık vakti. Ben gidiyorum ta ki benden hayırlısı gelsin inşallah diyerek elini uzattı. Kucaklaşırken dostumun ettiği duaya alışkanlıkla amin dedim. Ve arkadaşım sokağın köşesini döndü gitti... Eve dönerken arkadaşımın veda sözleri takıldı aklıma. Ben gidiyorum ta ki benden hayırlısı gelsin. Düşündüm düşündükçe ürperdim. Bu bir dua idi. İlk kez duyduğum yaman bir dua. Gayri ihtiyari birkaç kez tekrarladım. Sıcacık duygularla doldum. Bir şey tarafından kuşatılmıştım. Bütün benliğimi dolduran güzel bir şey. Ertesi gün ilk işim arkadaşımı telefonla aramak oldu. Nedir nereden duydun diye sordum. Bu özlü duadan çok etkilendiğimi anlayan dostumHz. İsa Aleyhisselam ın Peygamber Efendimiz in geleceğini müjdelediği duaymış bu dedi. Ne güzel dua imiş! Tuttum bu duayı dedim. Güldü ve o halde hiç bırakma. Ayrıca vesile ol başkaları da tutsun diye cevap verdi ve bana bir hayır kapısı aralayarak telefonu kapattı. Ben gidiyorum ta ki benden hayırlısı gelsin inşallah. Tutmuştum bu duayı. Bırakmaya da niyetim yoktu. İşte giden gitmişti. Hayırlı bir insandı giden. Fakat gelmesi için dua edilen daha hayırlı kimdi ya da neydi? Bir insan? Bir haber? Yoksa yeni bir gün yeni bir gece mi? Bir insan ise ya da bir haber beklemeye değer. Gündüz ya da geceyse hayırlı olan geri bırakmamaya ihya etmeye değerdi. Tutmuştum bu duayı. Günler günleri kovaladı hayırlar hayırları... Dua halen zihnimi meşgul ediyor. Ben de dostumun tavsiyesine uyarak işitmeyenlere bu duayı duyurmakla vazifeli olduğumu hissediyor fırsat doğdukça vazifemi ifa ediyordum. Kim bilir daha ne kadar böyle duyulmamış sözler dualar vardır. Ve kim bilir ne kadar yitip giden... Unutulmuş sözler dualar gibi yitip gitmemek için giderken kendisinden daha hayırlısı için dua eden dostlara kulak vermekten başka çare var mı? Ve hayır dileyen bütün sözlere. Her sabah namaz uykudan hayırlıdır diye seslenen müezzin hayra çağırır. Yanlış bir adımda kalbin derin bir yerinde uç veren sızı hayra çağırır. Hayır her adımdadır. Can kulağını açık tutana. Ninelerimiz evin çatısında ötüp duran kargayahayrola karga hayır isen öt şer isen git derler karganın ağzından hayrı çağırırlardı. Dedelerimiz ters giden sarpa sarmış işlerini hayırlısı olur inşallah der bir çırpıda aşıverirlerdi. Şimdi hayra sarılıp hayır dileyenler ne kadar az. Daha hayırlısı onun için mi gelmiyor ne? Ve şimdi ben gidiyorum. Ta ki benden hayırlısı gelsin ...İktibas
Dua ve muhabbetlerimle güzel dostlarım kısa bir süre müsadenizi istiyorum...Allah'a (CC) emanetsiniz dualarınızla...2563
 |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/6/2009 - Regaip Gecemiz...

 "Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir. " Tevbe Suresi (128)
Allah (c.c) katında zamanların değerleri birbirine eşittir. Ancak öyle zamanlar vardır ki o zamanlarda öyle hadiseler olur ki, o vakte diğer zaman dilimlerinden daha üstün bir değer kazandırır. Receb-i şerîfin ilk Cuma gecesine isabet eden Regâib Gecesi'de bu müstesna zamanlardan biridir. Cuma geceleri böyle kıymetli vakitlerden biridir. Resulullah (s.a.v)'in Receb'in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde, bu kandil gecesine mahsus olmak üzere on iki rekât namaz kıldığı kabul edilir. Regâib gecelerinde dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak, bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli ibâdetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında kabul görmüştür.
İdrak ettiğimiz mübarek Regaib Kandili vesilesiyle, ruhumuzu karartan kötü duygu ve düşünceleri kalplerimizden atalım. İbadetin zevkinden bizi mahrum eden nefsin kötü arzularını frenleyelim. Gönül dünyamızı bulandıran haset, kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim. *Regaib Gecesi, üç aylar içinde kendisinden sonra gelecek olan Miraç, Berat ve Kadir Gecesininde bir müjdecisidir. Onun için bu müjdeciye kulak verip bu geceyi ve üç ayları iyi değerlendirilmelidir. *Resulullah (sav) buyuruydular ki: "Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri dönmez, kabul olunur: Receb'in ilk gecesi, Şâban yarısı gecesi, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi."
 |
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 23/6/2009 - ÜÇ AYLARA HAZIR MISINIZ?
 ÜÇ AYLARA HAZIR MISINIZ?
Bu günlerde müminler, birbirleri ile tebrikleşmeli, birbirlerini yemeklere çağırmalı, çocuklar sevindirilmeli, fakirlerin gönlü alınmalı, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilmeli, anne-babanın, masum ihtiyarların duaları alınmalı, hasılı bu aylar daha canlı ve daha verimli yaşanmalıdır. Bütün bu yapılanlar bir yarış havası içinde yapılırken ihlaslı yapmaya da azami dikkat gösterilmeli. Zira ihlasla yapılan küçük bir amel, ihlassız yapılan pek çok amelden üstündür. Bu sayede hem cemiyete huzur gelmiş, hem de manevi bir atmosfer meydana getirilerek, ilahi rahmetin celbine zemin hazırlanmış olur. Yapılan ibadetler, okunan Kur’anlar, Cenab-ı Hakk’a yükselen inilti ve ızdırap dolu dualar, akıtılan gözyaşları, yapılan tevbe, istiğfarlar yağmuru çeken bulutlar gibi ilahi rahmeti kendisine çeker. İlahi rahmet, semamızı kapladığı zaman onu hayat kaynağı yağmurlar gibi lütuflar, ihsanlar, ikramlar ve hediyeler takip eder. Böylece gelen rahmet damlaları günahlarımızdan, gafletimizden dolayı kirlenen manevi hayatımızı da temizler. Öyleyse daha ne duruyoruz. Haydi hep beraber, ilahi rahmet ve lütuflara hasret insanlar olarak başımızı okşayacak rahmet bulutlarının celbine ve onu takip edecek ilahi ihsanlara kendimizi hazırlayalım. Bu bereketli günleri nasıl değerlendirelim? 1. Bol bol Kur’ân-ı Kerim okuyalım. 2. Peygamber Efendimiz (sas)’in şefaatini ümit ederek, O’na salât ü selâmlar getirelim. 3. Kaza veya nafile namazlar kılalım. 4. Dünyaya gönderiliş amacımızı ve gidişatımızı düşünerek tefekkürde bulunalım. 5. İşlediğimiz günahlar için bu bereketli günlerin yüzü suyu hürmetine samimi ve gönlümüzden gele gele tevbe ve istiğfarda bulunalım. 6. Bir dua listesi oluşturarak sevdiğimiz insanlara bol bol dua edelim. 7. Geceleri değerlendirerek haftanın belirli günlerinde teheccüd namazı kılalım. 8. Bu günlerde Allah Resulü’nün diğer günlere nazaran daha çok oruç tuttuğunu ve devamlı hayır yapma peşinde olduğunu görüyoruz. Biz de tutabildiğimiz kadar oruç tutmalı ve elimizdeki imkanlar nispetinde muhtaç olan insanlara maddi yardımlarda bulunarak onları sevindirmeliyiz.
Rahmetin sağanak sağanak yağdığı günler geliyor Minare / Net 
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 22/6/2009 - Üç Aylar ne demektir? Bize ne anlatır?
 İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamber Efendimiz, saâdet meclisinde oturuyordu. Mescide bir esir grubu getirildi. O sırada Allah Resûlü (sas), bir kadının yana yakıla bir şeyler aradığını gördü. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra bırakıyordu. Sonra kendi yavrusunu buldu, bağrına bastı. Doyma bilmeden onu öpüyor, kokluyor, tekrar bağrına basıyordu.Allah Resûlü (sas) bu manzara karşısında iyice doldu. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak parmağıyla yanındakilere bu kadını gösterdi ve: “Şu kadını görüyor musunuz?” dedi. Sahabe cevap verdi: “Evet Ya Rasulallah!” Allah Resûlü (sas) tekrar: “Bu kadın şu kucağındaki çocuğunu cehenneme atar mı?” diye sordu. Sahabe “Hayır ya Rasulallah!” karşılığını verdi. Ve işte bunun üzerine İki Cihan Serveri şu hikmet dolu sözleri söyledi: “Allah o kadından daha şefkatlidir, kullarını cehenneme atmak istemez.” İşte böylesine başdöndürücü bir şefkat ve merhamete sahip olan Allahu Teala, sene içinde kulları için gönül dünyalarında adeta bir manevi hamle yapmaları adına bazı özel gün ve geceler yaratmıştır. Bu özel zaman dilimlerinde Cenab-ı Hakk’ın rahmet esintileri sağanak sağanak yağmaktadır. Şu günlerde bu zaman dilimlerinden “üç aylar”a kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Malum olduğu üzere halkımız arasında Arabi aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarına “üç aylar” deniyor. Ahiret ticaretinin yapıldığı kazançlı bir pazar durumunda olan üç aylar, yılda ancak bir defa açılır ve üç ay boyunca devam eder. İstifade edebilenlerin çok şey kazandığı bu pazarı kaçıranlar gelecek mevsimi beklemek zorundadır. Tabii ömürleri yeterse. Kimse yarına çıkmaya garanti veremediği gibi gelecek mevsime yetişmeyi de taahhüt edemez. Öyleyse yapılacak iş, bu mevsimi çok iyi değerlendirmek, bunun için de onu elimize geçen son fırsat olarak kabul etmek. Üç aylar fırsat günleridir, çok bereketli bir kazanç mevsimidir. Böylesine bir koyup binler alabileceğimiz kazanç kuşağında kaybetmemek için bu günleri iyi değerlendirmeliyiz. Minare/Net
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|