"Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu.."N.F.K
• 19/9/2009 - Ramazan Bayramımız Güzelliklere Vesile Olsun ...
 "...Allah yolunda atılan her adım bayram edilmeye değer. Namazlarımızı kılıp, orucumuzu tuttuk. Şimdi sıra bayram etmekte. Bayramımız Mübarek olsun, Allah kabul etsin."  Bayram, sevinç ve eğlence günüdür. Toplu halde, bütün bir cemiyet olarak sevinci paylaşmaktır. Bir aylık ekin mevsiminin ardından hasatın kutlanmasıdır. Çünkü Ramazan ayı rahmetin bardaktan boşanırcasına insanların üzerine yağdığı bir aydır. Bu rahmet ayını ihya etmiş olmanın bayramı kutlanmaz mı? Şevval ayının ilk gününe, bayrama ulaştığımızda önce namaz için toplanıyoruz. Bir teşekkür nişanesi ve daha nice hikmetlerin bir tezahürü olarak... Rasulullah s.a.v. Efendimiz, “Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır.” buyuruyorlar. Ramazan ayı boyunca kalplerimizi temizlemeye gayret ettiğimiz gibi, bedenimizi ve elbiselerimizi temizlemiş, güzel kokular sürünmüş olarak namaza katılıyoruz. Tekbirler, tehliller, salât ve selamlarla namazı kılıyoruz. Ardından, görevlerimizi yapmış olmanın huzuru, Rabbimiz'in rızasının ümidiyle birbirimize sarılıyoruz, bayramlaşıyoruz. Yüzlerde tebessüm, kalplerde coşku, muhabbet... Evlere dönüldükten sonra aile arasında, eş, dost, akrabalarla bayramlaşmaya, tebrik ziyaretlerine başlanır. Ramazan bayramlarında Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz'in namazdan önce bir hurma yeme adeti, bu ziyaretler esnasında tatlı ikramını öne çıkarmıştır. Yenilir, içilir, gülüp eğlenilir. Tatlı yemek, tatlı konuşmak, güleryüzlü olmak, sevinmek ve sevindirmek bayramın şiarı olur. Bayram çoşkusuyla barışmalar, yakınlaşmalar sağlanır. Yoksullara yardım edilir, hastalar, kimsesizler, çocuklar sevindirilir. Ramazan ayı ve bayram, birlikte ibadet edip birlikte eğlenmenin zirvesidir. Bayram, acı-tatlı bir dünya hayatının ardından, ilâhi rıza için zorluklara sabretmiş olanların erecekleri cenneti hatırlayıp, sevinci paylaşmanın bir vesilesidir. Allah yolunda atılan her adım bayram edilmeye değer. Namazlarımızı kılıp, orucumuzu tuttuk. Şimdi sıra bayram etmekte. Mübarek olsun, Allah kabul etsin.
Menzil.Net / Hadim

|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 15/9/2009 - Kadrin Kadrini Bilenlerin Gecesi.Arz-ı Talep Dua İnş...

"Kim inanarak ve sevabını umarak Kadir Gecesini ihya ederse Allah onun bütün geçmiş günahlarını bağışlar" Hadisi Şerif

Bugün Kadir Gecesi. Kadrin kadrini bilenlerin gecesi. Ne demek Kadir'in kadrini bilmek? Bir ölçü mü var elimizde bununla alakalı? Değerlendirme kriterleri mi sunmuş bize Nebiler Sultanı (sas)? Şöyle yapan, böyle davranan Kadir'i kadriyle değerlendirmiş mi demiş?Daha da uzatılabilecek bu minvaldeki bütün sorulara toptan cevabımız; evet. Bir değil birçok ölçü var elimizde. Hem de şaşmaz ve şaşırtmaz rehber Kur'an'da; kavlî beyanları, fiilî tatbikatları ile Efendimiz'de; 15 asırlık mazimizde oluşan gelenek ve göreneklerimizde. Önce Kur'an. Buyuruyor ki Allah: "Biz Kur'ân'ı indirdik Kadir Gecesi. Bilir misin nedir Kadir Gecesi? Bin aydan daha hayırlıdır Kadir Gecesi! O gece Rab'lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner... Artık o gece bir selamettir gider... Tâ tan ağarana kadar..." Bir şey dikkatinizi çekiyor mu; Allah bu geceye bin aydan daha hayırlı diyor. Demek O'nun Kadir'e bakışı bu. O halde, Kadir'e Allah'ın baktığı gibi bakan insan, Kadir'in kadrini bilen insan demektir. Onu sıradan bir gece gibi gören kişi ise sadece nasipsizdir. Efendimiz'e (sas) geçelim: Kavlî beyanları: Bir; "Kim inanarak ve sadece sevabını Allah'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır." (Buhari, Savm, 6) İki; "Ondan mahrum olan, çok büyük şeyden mahrum olmuştur." (Müsned, 2/230) Fiilî tatbikatı; Kadir Gecesi'nin içinde gizli olduğu Ramazan'ın son on gününde itikafa girmiş, sabahlara kadar namaz, dua, istiğfar, tefekkür ve zikirle vaktini geçirmiştir. Ve 15 asırdır Kur'an ve Hz. Peygamber (sas) kökenli bu teorik ve pratik değerleri hayatlarına taşıyan İslam dünyası. Bunları anlatmak bu köşenin hacmini aşar. Çünkü Kadir başta mübarek gecelerin sadece Osmanlı'da nasıl kutlandığına dair onlarca kitap vardır bugün piyasada. Bunların günümüzdeki yansımaları ise sabahlara kadar cami ve türbe gezmeler, Kur'an tilavetleri, canan sohbetleri, tesbih namazları, dilhûn gönüllerle gönülleri dilhûn eden dua ve istiğfarlar. İlave bir şey söyleyecek ve bir teklif sunacağım sizlere; namaz, Kur'an tilaveti, dua, niyazın yanında tefekkür ve tezekküre de zaman ayıralım yarın gece. Biraz muhasebe yapalım. Bütün bir hayatımızın muhasebesi değil; o daha uzun bir zaman isteyebilir. Sadece ve sadece bu Ramazan'da, geçen 27 gün içinde ne yaptık; bunu düşünelim. "Olan" ile "olması gereken" arasında mesafe var mı yok mu, bunu ölçelim. "Diş macunu ile dişleri fırçalamak orucumu bozar mı diye düşündüğüm kadar, oruçlu ağzımla arkadaşımın gıybetini yaptım; orucum bozulup bozulmadığını merak ettim mi" diye soralım kendimize? Muhasebe sonucu cevabımız "evet" ise problem yok; ama "hayır" ise, bunu masaya yatıralım ve kendimize "demek ki sen, midene oruç tutturduğun kadar diline oruç tutturamamışsın!" diyelim. "Bu Ramazan geçti ama söz Allah'ım eğer ömür verirsen bir daha ki Ramazan'a..." diyelim. Gerekli mi böyle bir şey? Ben iki hadis aktarayım, gerekli mi gereksiz mi olduğuna siz karar verin: "Nice oruç tutanlar vardır ki kendisine kuru açlıktan başka bir şey kalmaz.", "Yalan sözleri, lâubali davranışları terk etmeyen kişinin yeme ve içmesini terk etmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur." (I.Mace, Sıyam, 21) Kadir, Kadir'in kadrini bilenlerin gecesidir. Ne mutlu onlara. Ahmet Kurucan
 |
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/9/2009 - Tüm Dostlarımıza Rahmet Ayının Bu Günkü İftarı Bizden İnş....
“Bir kimse Ramazan ayında bir orucluya iftar verirse günahları af olur. Cenab-ı Hakk onu cehennem atesinden azat eder. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir. Ashab-ı Kiram dediler ki: Ya Resulallah! Her birimiz bir oruçluya iftar ettirecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Bunun uzerine Allah Resulu şöyle buyurdu : Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilecektir. Bu ayda bir oruçluya su veren kimse kıyamet günü susuz kalmayacaktır.” (Tirmizi, Savm 82)
 Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslüman güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. Tebessüm, bedavadır, alanı mutlu eder, vereni üzmez. Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu unutulmaz. Huzurun anahtarı tebessümdür. Tebessüm edemeyen zavallıdır. Tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi gülümsemekten geçer. Bir tebessüme esir olan genç erkek, bir kızın hiçbir meziyetini dikkate almadan onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir. Gülümsemesini bilmek, iki cihan mutluluğuna sebep olur. İslamiyet, sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik dinidir. Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir. Başarının sırrı, güler yüz, tatlı dil ve güzel siyasettir. Güzel siyaset, herkesin memnun olması demektir. Düşmanınıza iyilik edin, hediye verin. Kırıldığınız arkadaşınıza iyilik edin, sıkıldığınız insana güler yüz gösterin. Bunları yaparsanız rahat edersiniz. Evliyadan bir zat, (Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır) buyurmuştur. Güzel ahlaklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Güzel ahlaklı bir zata, kötü huylu hanımı ile nasıl iyi geçindiği sorulunca, (İyi huylu ile herkes geçinir. Marifet kötü huylu ile geçinebilmektir. Onun kötü huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır) dedi. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Arkadaşının yüzüne tebessüm etmek sadaka gibi sevaptır.) (Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile memnun etmeye çalışın!) (Arkadaşının yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir, güler yüz göstermek ise günahlara kefarettir.) (Arkadaşına faydan yoksa, bari zararın olmasın! Onu sevindiremediysen üzme bari. Onu övmemişsen, hiç değilse kötüleme!) (Hediyeleşirseniz, birbirinizi seversiniz.) (İyiliği, güzel yüzlülerden talep ediniz.) (İyi kadın, güzel ve güler yüzlü olandır.) (Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.) (Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) (Sürme çekmek, akarsuya, yeşilliğe ve [helal olan] güzel yüze bakmak göze kuvvet verir.) (Güzel huy gibi asalet olmaz.) (Güzellik, kiminde daha güzeldir: Adalet güzeldir, fakat idarecide daha güzeldir. Cömertlik zenginde daha güzeldir. Haya güzeldir, kadında daha güzeldir.) (Geceleri çok namaz kılanın yüzü güzel olur.) (Güzelin güzeli güzel ahlaktır.) (Din, güzel ahlaktır.)...İktibas
Yüzünüzden TEBESSÜM, Yüreğinizden SEVGİ... hiç eksik olmasın inş... Oruçlarınız ve tüm hayır amelleriniz kabul görsün.Dualarınızla..2563 Yemekten sonra içeceklerin sultanına kimse hayır demez heralde...Çayınızı muhabbetle içerken üzerine ancak bu kadar güzel ve içten yazılmış bir yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum...Yazan Gönül Dostumuzun gönlüne sağlık,ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi... Vesiley-i Tefekkür,Vesiley-i Muhabbet,Vesiley-i Sohbet Afiyet Olsun....2563

"Sizde hayatınızın önemli kısmında bu büyülü sıvıyı içmişseniz. Sabah uyanır uyanmaz düşüyorsa aklınıza. İnce bel denilince başka şey düşünemez oluyorsanız, tavşan kanı dediğinizde dönüyorsa başınız . Söyleyin bakalım çay nasıl karıştırılır ? Şaire kulak verirseniz: Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan! Dakika düşelim senelik paydan! Zindanda dakika farksızdır aydan. Karıştır çayını zaman erisin; Köpük köpük, duman duman erisin! Hele iyi demlenmiş ise hele Ramazansa ve hele karnımı az da olsa doyurmuşsam iftarda, sahura dek dostlar hazırsa muhabbete söyleyin bakalım çay nasıl karıştırılır ? Uzun-kısa bayram için düşmüş isem yollara bilmem hangi karayolunun bilemem hangi kilometresindeki dinlenme tesisinde kasetmi canlı mı diye merak ettiğim “zartzurt turizmin sayın yolcuları kaptanınız 30 dk (neden 30 dk) ihtiyaç molası vermiştir” anonsu ile uyanmış isem aklıma gelen hayati ihtiyacım sallama değil demlenmiş, durulmuş , öneminin ve benim için değerinin farkında ince belli bardakta kırmızı beyaz desenli tabağı ile her yolcuda olan yolda olmanın mahsunluğunu kaldıran bir bardak çay…. Karıştır çayını zaman erisin; Çay tek başına zihin açıcıdır, uzun süren öğrenciliğin ürünü sinavlara en yakın destekcimdir çay….Bitmeyen sınavlar, fotokopiler, bezmişim, ALLAH’ım biter mii çaysız bu okul ? Öğrencisiniz, çekyat denen yüzyılın icadına sahipsiniz, üstelik memleketten koli göndermiş anneniz, hazine sandığı açar gibi açmışsınız, yüzünüzde güller açmış, anneniz kokan reçeller, poğaca, kurabiye, erişte ve ve ve ve….. Akşam ev arkadaşlarınızla gazeteleri sermişsiniz (ki bu gazeteleri o halde okumak ne güzeldir) odaya, en becerikliniz menemen yapmış acılı, taze ekmek, tabak kirletmemek için 500 gramlık plastik kabında yoğurt, o mutlu sofrada en büyük sıkıntı içine şeker doldurulmuş sarelle kasesine ıslak çay kaşığını daldırıldığında nemlenen şekerlerdir. Bilmem kaç defa ocakta unutulan çaydanlık, isli, eski.... Karıştır çayını zaman erisin; Terk edilmişlik, yalnızlık, gariplik çökmüş içinize, kanayan yüreğinize merhemdir sallanmış, poşetlenmiş değil demlenmiş, kendine gelmiş bardak bardak çay. Kışın soğuk gecelerde üşümüşseniz, gökler gürlerken, bardakta huzur dolu değil mi ? Dudaklarınızda dua gibi çay… Ne mutlu çay demleyenlere, hayatı da çayı da sallamayıp, namuslu çay demleyenlere, yarenliklere, ne yazık hayatı da poşet çayın ince ipliği ile ancak bağlayanlara. Çaydanlıktan yükselen buğuya karışan hayallerimize, şekerin erimesi gibi eriyen geçmişimizin hayatımıza verdiği tada ... Karıştır çayını zaman erisin... Dostlar şimdi düşünün çay nasıl karıştırılır ? ? ? ? ? "HAYKIRAN SÜKUTLAR VARDIR Kİ ANCAK ALLAH İŞİTİR.." Gönül_Dostu
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 20/8/2009 - HOŞ GELDİN SEVGİLİNİN EN SEVDİĞİ AY
Kalbimize ayna olan nur hoş geldin… Ramazan, ey yedi iklimin en gözde çiçeği hoş geldin… Ramazan, ey rahmetin her sokakta bizi beklediği şehir hoş geldin… Ramazan, ey şeytanlarımızın azab takvimi hoş geldin… Ramazan, ey misk-i amber kokulu rüzgar hoş geldin… Kalbimiz titredi senin için aylar öncesinden… Müminin mümine müjdesi, gülümsemesi oldun daha gelmeden. Senden bahsetti kardeş kardeşe gelmeden . Dost meclislerine düşüverdin aylar öncesinden. Receple başladı sabır evresi, Allah’ın ayında sana dair ilk uhdeli cemreler yağdı gönüllere. Regaip gecesi her damla yaşa yazılmıştı bile sana kavuşmanın ahvalini anlatan en güzel dua. Ey Rabbim! Bize Receb'i ve Şa'ban'ı mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır" Seni anlattı bize gelen aylar ve mübarek geceler.Senin nurundan nurlar damlattı şifa beklerken sızlayan bedenlerimize… Manevi bir hazırlıktı sana yapılan yolluklar… Bir sultanın huzuruna çıkacak gibi münzevileşti kainat,münzevileşti en şerefli varlıklar… Ve sen geldin… Sultan o ki ayağına gidilendi… Sultanım … Ramazan… Bir teravi ile secde eden başımızı okşamaya ayağımıza kadar gelendi… Sultanım…Ramazan… Bizi bizim ateşimizden çok özleyendi… Öyle kutlu idin ki sen Rabbin nezdinde. O kutlulukla felaha erebilirdi insan istese idi.Umulan hep o kutluluk idi… Ve bir sahurla başladı seninle başlayan ilk inşirahlar… Kardeşin kardeşinin elemini anlaması bir sahurla başladı… Nefsi emarenin imtihanı bir sahurla başladı… Ekmeğin bir kırıntısının ehemniyeti anlayış bir sahurla başladı… Cepte ki maddi fazlalığın omuza binen ağır yükü bir sahurla başladı… Komşunun komşunun külüne aşinalığı bir sahurla başladı… Salavata susayan ellerin ateşini söndüren elin ziyareti bir sahurla başladı… Açlığın manası bir sahurla başladı… Tefekkür ilminin aralanmaya dem tutan kapısı bir sahur başladı… 99 esmanın tecellisinin algısı bir sahurla başladı… Sızlamanın kalbi hissiyatı bir sahurla başladı… Annenin fedakar yanı bir sahurla yeniden muştulandı çocuk kalbinde, bir babanın gözünde… İhtiyarlığın ahvali. gençliğin kıymeti bir sahurla başladı… Ey kararan ruhların aydınlatıcısı, Ey aydınlık gönüllerin sevdalısı, Ey zikirlerin zincir olup halkalandığı maneviyat halkası, Ey on bir ayın Sultanı, kıymetlisi, Öyle kutlu idin ki sen Rabbin nezdinde. O kutlulukla felaha erebilirdi insan istese idi.Umulan hep o kutluluk idi… Ve bir iftarla anlaşıldı hamd etmenin hakiki manası Bir iftarla anlaşıldı ihtiyaç sahiplerinin duyulmayan lisanı, Bir iftarla başladı bereketin hakikat manzarası, Bir iftarla başladı önümüze gelen nimetlerin asanlığı Bir iftarla anlaşıldı suyun ne demek, ekmeğin ne emek olduğu, Bir iftarla anlaşıldı bismillah ‘ın bizde ki yankısı, Bir iftarla anlaşıldı vahdetin sızlayan çağrısı, Bir iftarla anlaşıldı Somali’nin yabancı kalan ağıdı, Bir iftarla anlaşıldı çatlamış toprakları olan ülkelerin susuzluk feryadı, Bir iftarla anlaşıldı fakirlerin mahzuni bakışları Bir iftarla anlaşıldı dua vaktinin her an gark olduğu Bir iftarla anlaşıldı nuru bize ulaştıran membalar Bir iftarla anlaşıldı Ramazan ‘a ulaşmayı dileyen gönüller Bir iftarla anlaşıldı Ramazan’a yazılmış naatler… Ey bizi kuşatan mukaddes gül, Kalbimizde şimdilik bir tomurcuksun sen, Açman için üzerine titrediğimizsin sen, Rengin kırmızı beyaz olsun ne yazar, Nezdinde gül kokusu duymaya yandığımızsın sen… Kadir’de rıza dairesine ulaşmayı umduğumuzsun sen…  İmamhatip.com / birgaripseyyahişte

|
Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 19/8/2009 - Rahmet Mevsimi Ramazan

O mu bize misafir, biz mi ona, pek bilinmez ama hoşgeldin der baş köşeye otururuz. O bizi ağırlar, biz onu misafir ederiz. Biz onu tutarız, o bizi bırakmaz. Seven kim, sevilen kim? Sevgili Ramazan, hoşgeldin Sevgili'den , hoşbulduk Sevgili'ye.- Muhterem müminler, Allah'a hamd , O'nun hak ile gönderdiği elçisine salât ve selam olsun ki, ayların sultanına erdik. Bu sultanı Cenab -ı Mevlâ bize bahşetti ki, az bir gayret gösterelim de, Muhammed aleyhisselatü vesselam ümmetine selamet vesilesi olsun. Anlatılır ki, müslümanlarla mecusilerin komşu oldukları bir topluluk varmış. Ramazan ayı geldiğinde mecusilerden biri, müslüman komşularına hürmeten açıkta bir şeyler yiyip içmezmiş. Hatta bir gün sokakta elinde bir şeyler yemekte olan oğlunu azarlayıp kulağını çekmiş. Senin hiç mi hürmetin kalmadı? Bu ay Ramazan'dır. Müslümanlar bu ayda oruç tutarlar, demiş. Bu mecusi fani dünyadan göçüp Hâlık'ına döndükten sonra, bir müslüman onu rüyasında görmüş. Ne haldesin, demiş. Cennetteyim, halim-keyfim yerindedir hamd olsun, diye cevap almış. Nasıl olur, sen mecusi değil miydin, diye sormuş müslüman . Dinle, demiş mecusi , melek canımı almaya geldiğinde, yücelerden bir ses geldi, o kulumun canını mecusi olarak almayın, Ramazan'a hürmetinden dolayı ben de ona müslümanlığı bahşettim... Ey cemaat, bu bir darb -ı meseldir. Peki yağmurun altına kendi rızasıyla atılanın hali nedir? Sırılsıklam olur, üzerinde tozdan eser kalmaz. Rabbim'in emri başım üstüne deyip, Ramazan'a hürmet eden de elbet rahmet yağmurundan ıslanır, kalp aynası tozdan kirden temizlenir. Fırsat kapımızı çaldı. Onu güleryüzle karşılayalım, güleryüzle uğurlayalım ki, gittiği yerde bizi güleryüzle anlatsın. Cenab -ı Rabbü'l - Alemin'in gönderdiği misafire iyi davrandı, başının üstünde tuttu, Allah da onu cennetinde misafir etsin, desin. Oruç, açlık demek değildir. Görünürde açlık-susuzluktur, hakikatte ise dinini-diyanetini, arzusunun, hevesinin önüne çıkarmaktır. Arzu da, heves de Allah'ın kuludur. Biz de kuluz. Kulun kula kulluğu yakışır mı? Haysiyeti olanın kulluğu yalnız Allah'adır. Bağlarımızdan kurtulmak, hürriyete, selamete ermek için fırsat önümüzdedir, kıymetini bilelim. Ramazan geldi. Ne hoş geldi. Daha bir kalabalık olduk gelişiyle, daha neşeli, daha sıcak, fırından yeni çıkmış pide gibi. İftarlık pide gibi. - Taze bunlaar ! Gönül yakmazsa para yok. İlk akşamdan çalar kapımızı Ramazan, çalar kapıları. İpek atlas rengârenk giysileri, elinde defi: - Cümbüş başladı dostlar, haydi düğün evine, haydi teravihe. Gelini almadan önce biraz coşmak gerek. Koşmak, oynamak gerek. Haydi nineler, haydi dedeler, çocuklar, büyüdüğünü zannedenler, babasının beşiğini tıngır mıngır sallayanlar. Haydin namaza. ****** Sokaklar cıvıl cıvıl , ışıl ışıl . Büyük sesler, küçük sesler, ayak sesleri, hoplayan, zıplayan... Gürültü mü, melodi mi, ehli kulağa sır değil. - Bey , yarın da şu camiye gitsek. - Gideriz inşallah. - Oğlum kaldırımdan yürü. - Baba önce hangi meleğe selam verecektim? - Sağdakine . - Soldaki küsmez mi? - Küsmez küsmez . - Kızım elimi bırakma! - Memed niye tutmuyor? - O büyük. - Ooo Rıfkı Bey, hayırlı ramazanlar. - Siz de hayrına eresiniz inşallah. - İlk iftarda bizdeyiz komşu, sizi de bekliyoruz. - Olur . Salıya da bizde buluşuruz. ****** Düşer milletin önüne Ramazan, defiyle Allah der, yol gösterir. Kandil olur, fener olur. Camiler dolar taşar. Camiler coşar taşar. - Hanımlar biraz sessiz olalım. - Diyene bak, hoca sussa hepsi konuşacak... - Çocuklar koşmayın, yerinize oturun. - Elinde koku şişesi camiyi dolaşan sensin ama amca. - Haklısın valla. Uzat elini. Kokular sürülür eller üstüne, öpülesi eller koku saçar. Omuzdan omuza, dizden dize, gözden göze nur akar. Allahım biz dışımızı süsledik, sen lütfunla içimize güzellik ihsan eyle. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellem Semerkand Dergisi
 |
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|